
Hükümetin sessizliğini, süreçle ilgili öngörülerini vakit geçirmeden kamuoyuyla paylaşmasını arzu ederiz
Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin İmralı ziyareti yorumu için şu yorumu yaptı: “Bu konuyu domine eden, sürecin kontrolü elinde olan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin kendisidir. Dolayısıyla bizim muhatabımız direkt Adalet ve Kalkınma Partisi ile hükümetidir. Diğer siyasi kadroların bu süreçle ilgili açıklamalarına cevap vermeyi çok uygun görmüyoruz. Hükümetin sessizliğini, süreçle ilgili öngörülerini vakit geçirmeden kamuoyuyla paylaşmasını arzu ederiz.”
Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Geçen, konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:
“Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait C-130 tipi askeri kargo uçağının geçen hafta, Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yolunda düşmesi sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kazanın oluş şekline ve nedenine ilişkin yetkililer tarafından yapılacak açıklamaları takip etmekteyiz.
Gerekli denetimlerin kapsamlı ve hızlı yapılması gerek
Almanya’dan Türkiye’ye gelen anne, baba ve iki evladının zehirlenme sonucu yaşamını yitirdiği haberi hepimizi derinden üzmüştür. Merhumlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Zehirlenmenin nedeni olarak ilaçlama ihtimali üzerinde duruluyor. Maalesef geçmişte yaşadığımız acılardan ders çıkarılmadığını ve gerekli tedbirlerin alınmadığını anlıyoruz. Bir yıl önce İzmir’de bir apartmanda yapılan ilaçlama işlemi sonucu 1 buçuk yaşında bir bebek hayatını kaybetmişti. İki yıl önce Ankara’da bir anne ve evladı aynı sebepten yaşamını yitirmişti. Basına yansıyan ya da yansımayan benzeri birçok hadisenin yaşandığını duyuyoruz. Ayrıca gıda güvenliğimiz konusunda da geçtiğimiz iki haftalık süreçte ülkemizin farklı illerinde tüketilen gıdalar nedeniyle toplu zehirlenme vakaları yaşandığına ve yüzlerce kişinin hastanede tedavi altına alındığına şahit olduk. Bu olayların önüne geçilebilmesi için gerekli denetimlerin kapsamlı bir şekilde ve istenilen hızda yapılması gerekmektedir. İlgili bakanlıkların, koordineli bir şekilde gerekirse yeni yasal düzenlemeler ile gerek gıda güvenliği gerekse ilaçlama faaliyetleri gibi vatandaşın sağlığını birebir ilgilendiren bu hususlarda sıkı denetim ve yaptırımlar ile vatandaşın sağlığı korunmalıdır. Gıda üretim işletmelerinin denetim elemanı yetersizliğinden dolayı ancak altı ayda bir rutin denetimden geçtiği gerçeğiyle de karşı karşıyayız.
Diğer düşündürücü bir gerçek de ekonomik şartlar gıda üreticileri ve yemek fabrikalarını ucuz, ürünlere yöneltiyor; bu durum da şu an yaşadığımız gıda zehirlenmelerine yol açıyor. Türkiye’deki 17 milyon 114 bin 912 kişi, yaşamını sosyal yardımlarla sürdürmeye çalışıyor; sosyal yardıma muhtaç hane sayısı 4,2 milyonu aşmış görünüyor. Türkiye çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ülkelerden biri haline gelmiştir. UNICEF’in yayınladığı ‘Çocuk Refahı’ raporu, çocuklarımızın ve doğal olarak geleceğimizin tehdit altında olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Rapor çocuk refahını üç genel kategoride değerlendiriyor: Ruh sağlığı, fiziksel sağlık ve beceriler. Bu üç kategorinin ortalaması olan genel değerlendirmede maalesef sondan ikinciyiz. Türkiye, 36 OECD ülkesi arasında yapılan genel değerlendirmede çocuk refahı bakımından 35’inci sırada yer alıyor. Çocuk yoksulluğunun; çocukların yetersiz beslenme ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişememe, düşük eğitim düzeyi ve beceri gelişimi, yetersiz beşerî sermaye birikimi ve bunlara bağlı olarak yetişkinlik dönemlerinde düşük verimlilik ve düşük gelir gibi kuşakları etkileyen sonuçları vardır.
Çocuklara bir öğün yemek sözü
Anahtar Parti olarak bizler Eğitim ve Kalkınma Politikalarımızın odağına bu kısır döngüyü kırmayı ana hedef olarak koyduk. Türkiye’de 22 milyon çocuğun üçte biri, yani 7 milyonu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 2 milyon çocuğumuz ise açlık sınırının altında yaşıyor. OECD verilerine göre Türkiye’de her beş çocuktan biri yeterli beslenemiyor ve her dört çocuktan biri ise okula aç gidiyor. Ücretsiz okul yemeği sadece bir öğün sıcak yemek değil; bir ülkedeki gelir adaletsizliğinden kaynaklanan çocuklar arasındaki kalıcı eşitsizliklerin okul ekosistemi içerisinde azaltılmasına yönelik önemli bir sosyal politika aracıdır. Dünyada 109 ülke öğrencisine en az bir öğün sağlıklı ve ücretsiz yemek imkânı sunmaktadır. Biz Anahtar Parti olarak çocuklarımıza en az bir öğün yemeği ücretsiz olarak vermeye söz veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki çocuklarımızın sağlıklı ve yeterli beslenmesini sağlamak bir lütuf değil, haktır.
Enflasyon verileri çok sahici görünmüyor!
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu 2025 Türkiye Raporu yayınlandı. Yüksek genç işsizlik oranına dikkat çekildi. Düşük kadın istihdamı konusu belirtildi. Kamu yatırımında şeffaflık konusunda endişelerini dile getiriyor. Kobilerin finans destekleri konusunda hızı yetersiz buluyor. Mecliste bütçe görüşülüyor. Bütçe açığının 2,7 trilyon olduğu, faiz giderlerinin de 2,7 trilyon olduğu, dolaylı vergilerin de 8,5 trilyon olduğu var. Enflasyon için yüzde 16 öngörü var. 2025’de birkaç kere revize edildiği için, bunun sadece bir temelliden olduğu, enflasyon verilerinin çok sahici olmadığını gösteriyor.
1 Kasım günü gerçekleşen Irak Cumhuriyeti Parlamento seçim sonuçlarının Irak halkı ve bölgemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük’te iki milletvekili çıkarmış olmasını, Irak Türkmenlerinin temsil edilmesi açısından olumlu buluyoruz. Seçimlere katılım oranı yüzde 56 olarak açıklanmıştır. Ancak Türkmen seçmenin katılım oranının düşüklüğü dikkat çekmektedir. Özellikle Kerkük’teki usulsüzlük iddiaları, Türkmen seçmene yönelik saldırılar ve engellemeler, katılımın düşük olmasına sebep olmuş ve çıkarılabilecek milletvekili sayısını dramatik şekilde etkilemiştir. Bu konuda, bölgedeki soydaşlarımızın hamisi olan devletimizin daha hassas bir yaklaşım sergilemesinin gerekliliğine inanıyoruz.
Üzerimize düşeni yapmaya hazırız!
Gazze Planı’nın bir sonraki adımı olan Gazze’de Barış Kurulu’nun kurulması ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev yapmasını öngören taslak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde onaylanmıştır. Planın ilk aşamasında dahi ateşkesi defalarca ihlal eden, insani yardımlara çok kısıtlı şekilde izin vererek anlaşmayı çiğneyen İsrail’in, Barış Kurulu’nun bu aşamada sağlıklı ve tarafsız görev yapmasını engelleyeceği konusunda yaygın şüphelerimiz bulunmaktadır. Gazze’nin yönetiminin, Gazze halkının veya Filistin Devletinin iradesinden bağımsız şekilde karar alabilecek bir kurula devredilmesi, Filistin halkının lehine olmayacağı apaçık ortadadır. ‘Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız’ duruşunun bir adım ötesine geçerek, Gazze ve Filistin halkının haklarını korumak adına daha cüretkâr adımlar atılması milletimizin arzusudur.
Trump ve Şara görüşmesi
